#UykularınızKacsın: Leyla’nın Yanındayız!

Korku eşiğini aşıp, tacizi ve cinsel şiddeti ifşa eden kadınları itibarsızlaştırmak isteyen erkek dayanışmasına karşı; ''Hayatta kalanın yanındayız, Leyla'nın yanındayız!''

#UykularınızKacsın: Leyla’nın Yanındayız!

Hasan Ali Toptaş ile başlayan ifşa hareketi büyüyerek devam ediyor. Dün de her sektörden farklı isimlerle ilgili çok sayıda tacizin teşhiri yapıldı.

#MeToo’dan #UykularınızKacsın’a edebiyat alanında kadınların ifşası

İfşa edilenler arasında yazar İbrahim Çolak da vardı. Leyla Salinger isimli kullanıcının kendisine “Belki sizin de dilenecek bir özrünüz vardır. Ne dersiniz var mı öyle bir planınız?” sorusuna karşılık veren Çolak, Salinger’e “Elbette ki üzüp incittiğim, özrün ötesinde helalleşmek istediğim insanlar var” dedi.

İbrahim Çolak’ın bu yanıtına Salinger, “İnanılmaz bir arsızlık seviyesi bu tebrikler. Helallik nedir? Gencecik kadınlara erotik mesajlar gönderip onları travmatize etmenizin karşılığı hellallik mi?” karşılığını verdi. Çolak, taciz suçlamalarını kabul etti. Sosyal medya hesabından paylaşım yapmasının ardından intihar etti.

Bu yaşananların ardından Leyla Salinger twitter üzerinden hedef gösterilerek, intiharın sorumlusu haline getirilmeye çalışıldı. Cinsel saldırı ve taciz yüzünden travma geçirmiş, işinden olmuş, sakat kalmış ya da intihar etmiş binlerce kadının tarihi ve yaşadıkları ortadayken, suçuyla yüzleşemeyen failin intiharının sorumluluğu yine kadınlara yüklenmek istendi.

Bu tutum karşısında kadın örgütleri yayınladıkları mesajla Leyla Salinger’e sahip çıktıklarını söyledi. Korku eşiğini aşan kadınların isyanını itibarsızlaştırmak üzere yapılan bu hedef göstermelerin karşısında kadınlar dayanışma gösterdi.

Kadın örgütlerinin açıklaması işe şöyle:

Yayınevlerinden sendikalara ortak mesaj: Kadınların yanındayız

DİSK Basın İş’li kadınlar sosyal medyada gündem olan teşhirler sonrası medya sektöründe de şiddetin olduğunun farkında olduklarını belirterek, şiddeti konuşup bir yol haritası çıkartmak üzere bir araya gelme çağrısında bulundu. Bunun yanında güvenli alanlar yaratmaya özen göstereceklerini ve tacize uğrayan kadınların mücadelesinde yanlarında olacaklarını açıkladı.

DİSK Basın İş’in yayımladığı açıklama şöyle:

DİSK Basın İş’li kadınlar olarak kadına yönelik şiddetin medya sektöründe ne kadar canlı ve konuşulmaz olduğunun farkındayız. Birçok kadın meslektaşımızın şiddet faillerinin nüfuzu, konumu, popülaritesi ya da yaşı nedeniyle konuşmadığını biliyoruz. Kadınların şiddeti ifşa edecekleri, kendilerini güçlendireceklerini ve meslek alanında da kadın dayanışmasını örebilecekleri alanlara ihtiyacımız var. Bu nedenle,

DİSK Basın İş olarak meslektaşlarımız için güvenli alan yaratmayı,

Kadına yönelik şiddette bulunan hiçbir kimseyle yan yana olmayacağımızı,

Cinsiyetçi şiddeti gördüğümüz her alanda kadın mücadelesinin ilkelerine bağlı kalarak hareket edeceğimizi,

Şiddete, tacize maruz kalan meslektaşımızın ihtiyaç duymaları durumunda hukuksal ve psikolojik destek almaları için tüm kapasitemizle destek vereceğimizi,

Şiddete ve tacize maruz kalan kadınların mücadelesinde yanlarında olacağımızı taahhüt ediyoruz.

Bu vesileyle DİSK Basın İş’li kadınlar olarak tüm kadın ve LGBTİ+ meslektaşlarımızı ve sektör bileşenlerini çalışma alanlarımızda maruz kaldığımız cinsiyetçi şiddeti konuşup bir yol haritası çıkartmak üzere bir araya gelmeye çağırıyoruz.

Sendikalarda kadınlara yönelik taciz ve şiddet karşısında etkin bir dayanışma merkezi kurmanın imkan ve olanaklarını yaratmak için daha fazla geç kalmayalım.

Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) tacize karşı kadınların verdiği mücadelenin yol açıcı olduğu dile getirdi. Açıklamada, “Yazarlık, şairlik, editörlük gibi sıfatları kullanarak kadınlara ve erkeklere cinsel içerikli, bedensel ve sözlü saldırı içeren, şiddet, tehdit, sistematik aşağılama gibi yollarla rahatsızlık veren her türlü davranışın taciz olduğunu, suç oluşturduğunu vurguluyor, edebiyatçıları bu konuda örgütlenmeye çağırıyoruz” denildi.

Açıklamanın tamamı ise şöyle:

Hayatın her alanında olduğu gibi edebiyat ortamında da taciz son derece sık işlenen bir suç ve her yerde olduğu gibi edebiyatta da tacize daha çok kadınlar maruz kalıyor. Edebiyat söz konusu olduğunda, nitelikli bir okuryazarlığın tesis edilmesi ve zengin bir edebi deneyim aracılığıyla kişinin olgunlaşacağı, etiğe uygun düşünme-davranma yolları geliştireceği, özgürlük ve eşitlik için çabalayacağı gibi evrensel ve yerleşik inançları da sarsıyor taciz, sanat ve estetik üretiminin anlamını zedeliyor. Yazma eylemi; başka yazarlarla/şairlerle entelektüel paylaşım içinde olma, dergi, yayınevi ve editörlerle iletişimi hukuka uygunluk, maddi haklar ve saygınlık çerçevesinde sürdürme, edebiyatçıların kullanması için oluşturulmuş kültürel ve sosyal mekânlardan istenildiği takdirde eşitçe faydalanma, baskı, şiddet ve aşağılanmaya maruz kalmadan edebiyat etkinliklerinde yer alma gibi standartlara gereksiniyor.

Edebiyatın bütün bu süreç ve ortamlarında tacizin farklı biçimlerde gerçekleştiğine tanık oluyoruz. Cinsel taciz, iktidar rolüne girerek baskı uygulama, rahatsız etme, telif ve benzeri haklarını ihlâl etme, kasıtlı biçimde kötü ve değersiz hissettirme, sosyal ilişkilerde ya da sosyal medyada aşağılama ve karalama girişimlerinde bulunma… Yazarlık, şairlik, editörlük gibi sıfatları kullanarak kadınlara ve erkeklere cinsel içerikli, bedensel ve sözlü saldırı içeren, şiddet, tehdit, sistematik aşağılama gibi yollarla rahatsızlık veren her türlü davranışın taciz olduğunu, suç oluşturduğunu vurguluyor, edebiyatçıları bu konuda örgütlenmeye çağırıyoruz. Türkiye Yazarlar Sendikası, tacize maruz kalmış yazarlarına avukat sağlar, maddi ve manevi destek verir. Taciz, tecavüz suçlarıyla mücadele konusunda, ödül jürilerinin ödül yönetmeliklerinde ve yayınevlerinin telif sözleşmelerinde bu konuyla ilgili bir maddeye yer vermelerinin etkili ve gerekli bir tavır olduğunu düşünüyoruz. Kadınların farkındalığı, gücü ve örgütlü davranışları her alanda yol açıcı olacaktır.

Yayınevlerinin son birkaç günün ifşaları karşısında kadınlarla dayanışmayı ve tacize karşı sessiz kalmayacaklarını açıkladı. Doğan Kitap, Notabene Yayınları, Ayrıntı Yayınları, İthaki Yayınları, İnkılap Kitabevi, Hep Kitap gibi yayınevleri ve Yayıncılar Birliği kadınların tacize karşı yükselttiği bu mücadeleye destek mesajları yayınladılar.

Bu mesajların birkaçı şöyle:

‘’Uykularınız kaçsın’’ mail adresine yüzlerce mesaj geldi

Yazar Hasan Ali Toptaş’la ilgili ilk tweeti atan Leyla ve ona ilk desteği veren Amy Marie Spangler, bir mail adresi açarak kadınlara, başlarına gelen olayları paylaşma çağrısı yaptı. Tüm kadınların uğradıkları ancak açıklayamadıkları cinsel şiddet hikayelerini anlatmaları için açılan “[email protected]” adresine iki günde yüzlerce mesaj geldi.

Leyla ve Amy, ifşa hareketinin başlangıcını ve yaşadıklarını bir gazete röportajında anlattı.

Leyla, “İlk tweeti attıktan sonra ‘Ne malum, ispatla?’ tarzı çok sayıda yorum aldım. Böyle olaylarda erkekler hemen ‘Niye dava açmadınız’ türünden yorumlar yazıyor. Ancak dayanışma mesajını ilk atan Amy oldu. Birbirimizi tanımıyorduk ancak aynı adamın tacizine maruz kalmıştık. Daha sonra çok sayıda kadın Hasan Ali Toptaş’ın tacizini ifşa etti ve bunu ifşa edilen başka isimler takip etti. Farklı meslek grupları ve yaşlarda Hasan Ali Toptaş’ın tacizine maruz kalmış beş kadın iletişime geçerek bir WhatsApp grubu kurduk. Buradaki tartışmalar sonucunda Amy’nin aklına bu mail adresini açmak geldi” dedi.

Amy Marie Spangler mail adresini açar açmaz farklı meslek gruplarından yüzlerce mail düştüğünü anlattı; “Yıllar önce başıma gelen bu olayı pek çok arkadaşıma anlatmıştım ama kamusal alanda hiç anlatmadım. Leyla’nın tweetini görmem bir tesadüftü ve ardından müthiş bir kadın dayanışması yaşadık. Kadınların gerek kendi deneyimlerinden gerek başkalarından duyduklarından ötürü tacizci olduğunu bildiği fakat açıkça dile getiremediği insanlar var. Bir mail adresi açıp, kamusal alanda yazmak istemeyen kadınların da hikâyelerini dinlemek istedik. Şu anda kadınlarla kafa kafaya verip bu mail adresini ve bu iletişimimizin ne yöne doğru gideceğine karar vereceğiz”

“Bir çatı altında toplanmak istiyoruz”

Mevcut kadın örgütleriyle diyalog halinde olarak bir dernekleşme yoluna gidilebileceğini belirten Amy, “Kadınların doğrudan kendini tehlikeye atmadan bizim aracılığımızla yaşadıklarını iletebilecekleri doğru bir mecra kurmak istiyoruz. Bir çatı altında olursak belki her sektörden bir temsilci olur ve bu olaylarla ilgili nasıl hareket edilmesi gerektiğine dair birlikte bir yol çizebiliriz” dedi.

Hayatta kalanın yanındayız, Leyla’nın yanındayız

Twitter üzerinden yapılan paylaşımlarda kadınlar, ifşaya linç denilerek tacizden, cinsel şidetten hayatta kalanla daynışmak yerine faille empati kurulduğuna dikkat çekiyor.

Yorumlar